Bu kemirgen Vatikan’a göre kesinlikle bir balık! Peki ama gerçekten öyle mi?

Read Time:2 Minute, 18 Second

Bu dev, görkemli, kıllı ve biraz da Gine Domuzu gibi görünen canlının bir balık olmadığı açık. Ama Vatikan’a göre onlar birer balık!

Vatikan'a göre bu canlı, aslında bir balık!

Kapibaralar dünyanın en büyük kemirgenleri olarak biliniyor. Anavatanları Güney Amerika olan bu hayvanlar, mükemmel yüzücülerdir ve suda vakit geçirmekten hoşlanıyor gibi görünürler. Suyun altında nefeslerini yaklaşık 5 dakika tutabilirler ve serin kalmak için genellikle suda veya nehir kenarlarında şekerleme yaparlar. Perdeli ayakları ve aerodinamik yüz hatları, su altında potansiyel avcılardan kolaylıkla uzaklaşmalarına yardımcı olur.

Suda sahip oldukları bu yetenekler, tabii ki onları balık yapmıyor.

Peki ama Vatikan, neden onları bu şekilde, yani bir balık türü olarak etiketliyor?

Aslında cevap basit: Kaliforniya Yüksek Mahkemesi’nin geçen yıl arıları balık olarak etiketlemesinde olduğu gibi, kuralları “biraz” esnetmek için… Ama bu kez kuralların esnetilmesi hayvanların teknik olarak yasal koruma altına alınması için değil, Büyük Perhiz sırasında Hıristiyanlar tarafından yenebilmeleri için.

Oruç Devresi olarak da bilinen Büyük Perhiz, batı kiliselerinde; Katolik, Anglikan, Metodist, Lüteryan, Presbiteryen, Moravya ayin takviminde Kül Çarşambası günü başlayan ve yaklaşık 6 hafta sonra, Paskalya Pazarından önceki gece sona eren ciddi bir oruç dönemidir.

Ortaçağ boyunca, İncil’e göre İsa’nın çölde 40 gün geçirdiği dönemin anısına verilen Büyük Perhiz sırasında bazı hayvanların etinin yenmesine izin verilmiyordu. Amerika kıtasının Avrupalı yerleşimciler tarafından sömürgeleştirilmesinden sonra Venezuela’daki din insanları Vatikan’a mektup yazarak bu yeni canlının – perdeli ayakları ve balık tadıyla – balık olarak sınıflandırılıp sınıflandırılamayacağını sordular, böylece Perhiz döneminde onu yemeye devam edebileceklerdi. Vatikan 1784 yılında bu talebi kabul etti ve kemirgene balık statüsü verildi.

Çevre tarihçisi Dolly Jørgensen blogunda, “Bugünlerde çoğu insan kısıtlamanın et yemekle ilgili olduğunu düşünse de, diyet kısıtlaması balıklara karşı memeliler ve kuşlarla ilgili değil, karaya karşı suyla ilgiliydi” diye açıklıyor ve devam ediyor: “Böylece, zamanlarını suda geçiren diğer hayvanlar suda yaşayan olarak nitelendirildi ve perhizde yenebildi.”

Bu garip durumu yaşayan tek hayvan onlar değil. Kunduzlar da “Vatikan’ın balık dediği balık olmayan hayvanlar” alt türüne giriyor ve Katolikler tarafından tüm yıl boyunca yenebiliyor. Tabi eğer balık yemek istiyorlarsa… Kaynak Chip

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

About Post Author

Previous post Araştırma: Avrupa’nın ilk avcı-toplayıcıları Buz Devri’nde yok olmadı
Next post 12 dev yılanı 24 yıldır elleriyle besliyorlar