Avdoğa Dergisi / Kamil Üçbaş

Sürdürülebilir bir avcılık için el ele..

Denizlerimizi tehdit eden ‘mikro’ istila! Besin zinciriyle gelen büyük tehlike

Yaz sezonu öncesinde Doğu Akdeniz sahillerinde yoğun mikroplastik kirliliğin yaşandığına dikkat çeken Mersin Üniversitesi (MEÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ayas, açık suları, deniz tabanı ve kıyılarını kirleten atıkların yüzde 95’inin plastik olduğunu söyledi. Prof. Ayas, kirliliğin deniz canlıları ve çevre için büyük bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. Denize taşınarak kirlilik oluşturan karasal kökenli katı atıkların azaltılması amacıyla Trabzon’da da “Karadeniz çöple dolmasın” adlı farkındalık etkinliği organize edildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Korkmaz, mikroplastiklerin artık balıkların kanına kadar girdiğinin tespit edildiğini hatırlatarak, “Bu da insan sağlığını oldukça tehdit ediyor. Denizlerde kirliliği oluşturan en büyük etkenler kara kaynaklı” dedi

Denizlerimizi tehdit eden 'mikro' istila!

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ayas, yaz sezonu öncesinde Doğu Akdeniz sahillerinde yoğun mikroplastik kirliliğin yaşandığını söyledi. Açık suları, deniz tabanı ve kıyılarını kirleten atıkların yüzde 95’inin plastik olduğunu belirten Prof. Ayas, kirliliğin deniz canlıları ve çevre için büyük bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. Trabzon’da organize edilen “Karadeniz çöple dolmasın” adlı farkındalık etkinliğinde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Korkmaz ise, son yıllarda hızla artan deniz kirliliğinin en önemli konulardan biri olduğunu belirterek, mikroplastiklerin artık balıkların kanına kadar girdiğinin tespit edildiğini anımsattı.

Çin’den sonra dünyanın ikinci en büyük plastik üreticisi olan Avrupa’da yılda 150 bin ila 500 bin ton makro plastik, 70 bin ila 130 bin ton arasında mikroplastik denizlere atılıyor. DHA’nın haberine göre, plastiklerin bu yolculuğunu Akdeniz’de tamamlanıp deniz hayatına büyük bir tehdit oluşturuyor. Bu nedenle de Akdeniz, dünyada plastik kirliliği seviyesi en yüksek denizlerden biri haline geldi. Sadece deniz yaşamıyla sınırlı kalmayan mikroplastiklerin etkisi hava, musluk suyu, şişelenmiş su, tuz, bal ve alkol gibi gıda ve içeceklere kadar uzanıyor.

‘HEM KIYI HEM DE DENİZ İÇERİSİNDE YOĞUN BULUNAN BİR KİRLİLİK TÜRÜ’

Plastik atığın deniz ekosistemlerine verdiği zararın yıllık ekonomik maliyetinin 13 milyar dolar olduğunun tahmil edildiğini belirten Prof. Dr. Deniz Ayas, İskenderun-Mersin arasını oluşturan Doğu Akdeniz sahil şeridinde yoğun bir plastik kirliliğinin görüldüğünü belirterek, “Bugün sahile geldik. Sahilde de yoğun bir mikroplastik kirliliği var. Bu antropojenik bir etki sonucu oluşuyor. Kullandığımız pet şişelerin, plastik poşetlerin, ambalajların bir şekilde doğaya, denize taşınımı, bunun belli süreler içerisinde parçalanması sonucu küçük granüllere, parçacıklara dönüşmesine biz mikroplastik diyoruz. Mikroplastik kirliliği Mersin merkezi de dahil olmak üzere tüm 321 kilometrelik sahil şeridinde yoğun bir şekilde gözlenebilen, hem kıyı kumul ekosisteminde hem de deniz içerisinde yoğun bulunan bir kirlilik türüdür” dedi.

‘TEK YOLU KULLANIMININ AZALTILMASI’

Prof. Dr. Deniz Ayas, mikroplastiğin yaşamsal bir tehdit olduğunu ifade ederek, “Mikroplastikler, deniz ekosistemi için ciddi büyük bir tehdittir. Son yıllarda yapılan çalışmalar bu mikroplastiklerin daha küçük nanoplastiklere döndüğü; bunun da metobilize edilebildiği, insan dahil olmak üzere bütün canlıların vücuduna alına bildiği, böylece de bir problem oluşturabileceği çok yoğunlaştı. Mikroplastiğin hem deniz ekosistemi hem de insan sağlığı açısından bir tehdit olduğu söylenebilir. Bunun için de kaynağında plastiği ayrıştırmamız gerekiyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Korkmaz ise son yıllarda hızla artan deniz kirliliğinin en önemli konulardan biri olduğunu anlattı.

TRABZON’DA ‘KARADENİZ ÇÖPLE DOLMASIN’ ETKİNLİĞİ

Trabzon’da, denize taşınarak kirlilik oluşturan karasal kökenli katı atıkların azaltılması amacıyla “Karadeniz çöple dolmasın” adlı farkındalık etkinliği organize edildi. AA’nın haberine göre, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi tarafından, ekolojik sorun olan deniz çöplerinin azaltılması amacıyla hazırlanan “Karadeniz Ekosisteminin Korunması İçin Toplumsal Farkındalığın Artırılması ve Deniz Çöplerinin Azaltılması Projesi” (LitOUTer) kapsamında düzenlenen program, KTÜ Kanuni Kampüsü’nde gerçekleştirildi.

Lise ve ortaokullarda eğitim gören yaklaşık 60 öğrencinin katıldığı etkinliğe, KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, Trabzon Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürü Uğur Korkmaz, Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi öğretim üyeleri de destek verdi. Rektör Prof. Dr. Çuvalcı, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Karadeniz çöp olmasın” mottosuyla gerçekleştirilen etkinliği çok önemsediğini söyledi.

‘ÖNCE DENİZ ÜRÜNLERİNİ ARDINDAN İNSANLARI ETKİLİYOR’

Özellikle çocukların ve gençlerin, çöplerin toplanması ve geri dönüştürülmesi noktasında farkındalıklarının sağlanmasının önemine işaret eden Çuvalcı, emeği geçenlere teşekkür etti. Çuvalcı, KTÜ’nün, 4 ülkeden 6 ortağı olan ve AB Karadeniz Sınır Ötesi İşbirliği Programınca desteklenen LitOUTer Projesi’nin lideri olduğuna dikkati çekti.

Denizlerin kirlendiğinin altını çizen Çuvalcı, bu kirliliğin önce deniz ürünlerine sirayet ettiğini, tüketilmelerinin ardından da insan sağlığını olumsuz etkilediğini aktardı. Çuvalcı, cıvıl cıvıl çocukları, gençleri görünce mutlu olduğunu dile getirerek, “Bu bilinç ve farkındalık bugüne ait değil. Bir ömür boyu sürmesi lazım” ifadesini kullandı.

‘EN BÜYÜK ETKENLER KARA KAYNAKLI’

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Korkmaz ise son yıllarda hızla artan deniz kirliliğinin en önemli konulardan biri olduğunu anlattı. Mikroplastiklerin artık balıkların kanına kadar girdiğinin tespit edildiğini anımsatan Korkmaz, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu da insan sağlığını oldukça tehdit ediyor. Bilgilendirme, farkındalık faaliyetleri bu konuda oldukça önem arz ediyor. Denizlerde kirliliği oluşturan en büyük etkenler kara kaynaklı. Derelere, karaya atılan atıklar bir süre sonra denize gidiyor. Özellikle halkın bilinçlendirilmesi önemli. Köylerde, mahallelerde yaşayan insanların bilinçlendirilmesi için bu tür faaliyetler oldukça önemli.”

Korkmaz, müdürlük olarak deniz kirliliğinin önlenmesi noktasında çalışmalar yürüttüklerini, bu kapsamda eylem planı hazırladıklarını, Valilikçe onaylanan plan doğrultusunda belirli dönemlerde deniz ve dere temizliği yapıldığını vurguladı.

‘HEM ÇEVRE HEM DE İNSAN SAĞLIĞINI KAYBEDECEĞİZ’

Konuşmaların ardından öğrenciler, gözetmenler eşliğinde 5 ve 7 kişilik gruplar halinde kampüste yaklaşık 30 dakika atık topladı. LitOUTer Proje Lideri Doç. Dr. Coşkun Erüz, atıkların bir araya getirilmesinin ardından yaptığı açıklamada, kampüsün düzenli olarak temizlendiğini söyledi. Erüz, 8 ekibin topladığı atıkların yüzde 90’dan fazlasını sigara izmaritinin oluşturduğunu, bunu yiyecek ambalajlamada kullanılan plastik ve strafor malzemeler ile maskenin izlediğini ifade etti.

Kampüsteki atıkların bireysel kullanıma dayalı olduğuna işaret eden Erüz, şunları kaydetti: “Bütün ülkede olduğu gibi, üniversitelerdeki bireyler olarak da sigara konusunda duyarlılığımız biraz düşük. İçtikten sonra demek ki doğaya atıyoruz, mümkünse onu atmamamız gerekiyor çünkü denize taşınan her türlü atık kirlilik yaratıyor, deniz canlıları için tehlike oluşturuyor. Hem yaşam hem beslenme hem de üreme alanlarına zarar veriyor. Balıklardan sonra insana taşınan bu kirliliği önlemek için bizim bulunduğumuz, yaşadığımız coğrafyada bunu azaltmamız gerekiyor. Üniversite dahi bize bunu gösterdi, çevre bilincimiz biraz düşük. Bunu artırmamız gerekiyor, aksi durumda hem çevre sağlığını hem de insan sağlığını kaybedeceğiz.” kaynak habertürk

Avcının Sektörün Gözü Kulağı Sesi

YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLUNUZ

%d blogcu bunu beğendi: