Avdoğa Dergisi / Kamil Üçbaş

Sürdürülebilir bir avcılık için el ele..

Avcıydı, kuş fotoğrafçısı oldu

Türkiye’nin sayılı kuş fotoğrafçılarından Alper Tüydeş avcı bir ailenin çocuğu. Kendisi de uzun süre avcılık yapmış. Ama yaşadığı bir olayla avcılığı bırakıp kendisini doğanın içinde ve parçası hissettiği kuş fotoğrafçılığına başlamış…

Avcıydı, kuş fotoğrafçısı oldu

Alper Tüydeş Türkiye’nin sayılı kuş fotoğrafçılarından… Doğma büyüme Bursalı. Aynı zamanda kuşların göç yollarını takip eden, araştıran, canlı çeşitliliği üzerine araştırmalar yapan bir kuş gözlemcisi. Farklı şehirlerde, farklı okullarda konuyla ilgili sunumlar yapıyor… Makaleler yazıyor, pek çok yayında fotoğrafları yayımlanıyor. Doğa koruma çalışmalarında bulunuyor. Ama en ilginci de baba uğraşı olan avcılıktan gelme olması. Avcılık yaparken, bir anda “Ben ne yapıyorum?” sorusunu kendine yöneltip doğayı başka bir açıdan ele alması…

– Aile avcıymış… Sizin avcılık maceranız nasıl başladı?
– Dedem ve babam zamanında avcılıkla epey meşguldü. Küçüklüğümde babamla ava gitmek için can atardım ben mesela. Babam ise hiç unutmuyorum ava gittiğimizde gezerken sırt çantama özellikle ağırlık koyarak bana o av gününü eziyete dönüştürerek heveslenmemem için elinden geleni yapıyordu. Ama babam avcılığı bırakacağı son yıllarda bu işi sırf yürüyüş olsun diye yapıyordu. Vurmadan “Köpeği gezdirmiş oldum işte” diyerek dönerdi. Ve bir süre sonra babam avcılığı komple bitirdi. Zaman geçtikçe avcılığa bakış açımda değişimler olmaya başladı. Sonrasında avcılığı değil doğada olmayı sevdiğimi fark ettim. Bir magazin muhabirinden ikinci el bir fotoğraf makinası aldım. Artık kuş değil fotoğraf avına çıkmaya başlamıştım. Ve en nihayetinde avcılığı kökünden bitirmeme sebep olan olay oldu.

– Neydi bu olay?
– En küçük kardeşim dünyaya geldi. Aramızda 18 yaş vardı. Hal böyle olunca bir yavrunun gelişiminin ne kadar kıymetli ve savunmasız olduğunu ne kadar ebeveynlerine muhtaç olduğunu bizzat yaşamış oldum. İşte tam da böyle bir zamanda ava gittiğim bir gün yavru olduğunu bilmeden ateş ettiğim bir domuzun can çekişmesini görünce o an kardeşim geldi gözlerimin önüne. O gün dank etti kafama. Ve bir daha bir canlıya doğrultmak için asla tüfeği elime almadım. Avcılıktan uzaklaştıkça da doğanın avcılık ve diğer etkenler karşısında ne kadar çaresiz kaldığını daha çok idrak etmeye başladım ve çalışmalarımı bu yönde yoğunlaştırdım.

İBİBİKLER YAZIN HABERCİSİ

– Kuşlarla ilginiz ne zaman başlamıştı? Bildiğimkadarıyla kuş gözlemciliğiniz de var?
– Zoom lensi edinmemle kuşlar doğal olarak hayatımagirdi. Aslında doğaya gittiğimde sadece kuşbakıp karşıma çıkan bir tilkiye de sırt çevirmiyorum.Ama önceliğim ve hedefim çoğunlukla kuşlar.Her yerdeler. Her iklimdeler. Her bölgede farklılıkgösteriyor türler. Kuş gözlemcileri ve fotoğrafçılarınınortak bir hevesidir yeni kuş türü görebilmek. Bubir koleksiyoncunun arşivine yeni bir parça kazandırmasıgibi bir şey.
– Kaç tür kuş gözlemlediniz ve çektiniz?
– Bu zamana dek Türkiye’de 363 kuş türü gözlemledim.Ve bu sayıyı her yıl arttırmaya çalışıyorum.Bu işin güzel yanlarındandır. Ayrıca kuşgöreceğim bahanesiyle arazide daha hevesli gezebiliyorsunuz.

– Nasıl bir dünya kuşların dünyası?
– Kuşlar aslında yaşadığımız bölgenin birer göstergesidir.Eğer yaşadığınız bölgede her yıl gördüğünüzkuş türlerinin sayısında azalma varsa buradasıkıntılı bir gidişat var demektir. Eğer olağan seyrediyorsave kuşlar rahat davranıyorlarsa orada her şeynormaldir ve insanlar doğaya karşı da bilinçli davranıyordemektir. Nasıl ki bir sokakta kediler hangievin önünde toplanıyorsa o evde güzel insanlaryaşıyor demektir kuşlar da o şehrin insanlarının dagöstergesidir aslında. Kuşlar yaşadığımız yerdeki doğanıngöstergesi olduğu kadar mevsimlerin de önemlibir göstergesi aslında. Ben mesela mevsimleri hattahava durumunu kuşlardan takip edebiliyorum.
– Okuyucular için buna örnek verebilir misiniz?
– Mesela baharın ilk sinyallerini doğada ben şubatayında alıyorum. Mart ile birlikte gelen leyleklerve ördekler bana baharı gösteriyor zaten. Nisan vemayısta pelikanlar geliyor ve havalar ısınmaya başlıyor.İbibikler de geldi mi artık yaz kapıda diyebiliyoruz.Sonra sarıasma kuşları ve bülbüller ötmeyebaşlar. Böylece artık sıcak yaz günlerine işaret almışoluruz. Kışın da mesela sulak alanlarda anidenördek ve diğer su kuşlarında artış ve büyük sürülergördük mü kuzeyde, Balkanlar’da soğuk havanınetkili olduğunu ve bu havanın bize de birkaç güniçinde geleceğini tahmin edebiliyoruz.



Flamingoyla yaşadık

– Bir ara evde baktığınız bir flamingo ile yaşamışsınız…
-2019 kışıydı. Fotoğraf çekmek için sulak alanda gezerken avcıların açtığı ateş sonucu kanadı parçalanmış bir flamingoya denk geldim. Deniz kıyısında bitkin halde yığılmış ölümü bekliyordu adeta. Boğulacak sandım. Sonra bir plan yapıp beklemeye başladım. 100 metre kadar ileriye yüzüp tekrar karaya çıkınca bu kez deniz tarafından o soğukta ıslanmak pahasına dalganın kıyıya vurduğu taraftan koşunca kuş kendini doğal olarak karaya doğru attı. Ve böylece yakaladım onu. İlk müdahaleyi belediye zabıtalarıyla yaptık hatta. Hafta sonu ve hava karardığı için evcil hayvan veterinerinden yaraya acil müdahale yapmasını istedim. Kanadını sardıktan sonra o saatte mecbur evime getirdim. Eşim kapıyı açtığında üstüm başım kan içinde elimde de bir flamingo ile beni görünce şok oldu kızcağız. Ama neyse ki çabuk atlattı. Birlikte bir hafta kadar evimizde ağırladık flamingoyu. Balkonu ona tahsis ettik.

kaynak sabah

Avcının Sektörün Gözü Kulağı Sesi

Gelişmelerden İlk siz haberdar olmak için uygulamayı yükleyiniz..

%d blogcu bunu beğendi: